Bu sayfa 26 kez görüntülendi.
Lens, fotoğraf ve video işinin “gerçek karakterini” belirleyen en kritik parçadır. Gövde (kamera) görüntüyü kaydeder ama sahnenin nasıl görüneceğini büyük ölçüde lens belirler. Bunu birkaç net başlıkla anlatayım.Gözümüz nasıl görüyorsa, objektif de kameranın “gözü” gibidir.Objektif (lens), kameranın önünde bulunan ve ışığı toplayıp sensöre yönlendiren optik sistemdir. Basitçe söylemek gerekirse.
24mm (Geniş açı)
Hissettirdiği: Ortam, derinlik, hareket
24mm dediğin şey, sahneyi geniş geniş alan bir lens. Yani gözünden biraz daha “geri çekilmiş” gibi düşün.
Mesela dar bir odadasın. 50mm ile çekince sadece karşındaki kişiyi alırsın. Ama 24mm takınca bir anda oda büyür; duvarlar, tavan, ortamın tamamı kadraja girer.
Ama işin olayı sadece daha çok şey sığdırmak değil.

24mm örnek plan.
24mm sahneye derinlik verir. Ön taraftaki şeyler daha büyük, arkadakiler daha uzak görünür. Bu yüzden kamerayı biraz yaklaştırdığında konu öne fırlar gibi olur. YouTube vlog çekenlerin yüzü biraz önde, arka plan akıyormuş gibi durur ya, o his genelde bu lensten gelir. Bir de hareket hissi vardır. Yürürken çek, kamera hafif sallansın… görüntü daha canlı, daha “içindeymişsin” gibi olur. O yüzden sokak çekimleri, gezi videoları, düğün hazırlık anları gibi yerlerde çok kullanılır.
Ama her şey güllük gülistanlık değil.Yüze fazla yaklaşırsan burun büyür, yüz bozulur. Özellikle portrede dikkat etmek lazım. İnsan çekiyorsan biraz mesafe koyacaksın.

24mm = ortamı gösterir, sahneyi büyütür, izleyeni içine çeker..Ama fazla yaklaşırsan da şakayı yapar, yüzü yamultur.
Mekanı göstermek istiyorsan (iç çekim, dar alan)
Aksiyon / vlog / elde çekim
Dramda karakteri küçük, dünyayı büyük göstermek
Kalabalık sahneler
Perspektif abartılır (yüzler bozulabilir)
Ön plan büyür, arka plan uzaklaşır
İzleyici “sahnenin içindeymiş” hissi alır
24mm objektif genelde “geniş açı” diye geçer. En basit haliyle şunu yapar: sahnenin daha büyük bir kısmını kadraja sığdırır.
Mesela dar bir sokakta çekim yapıyorsan, 24mm ile hem sokak uzayıp gider gibi görünür hem de etraftaki binalar daha “içine alıcı” bir his verir. O yüzden şehir çekimlerinde, manzarada, mimaride çok kullanılır.
Bir de insanı kadraja aldığında karakteri biraz çevresiyle birlikte anlatır. Yani sadece yüz değil, bulunduğu ortam da hikâyeye girer. Bu yüzden vlog, belgesel, sokak videosu gibi işlerde sık görülür.Ama bir noktası var: çok yakına girersen görüntü hafif bozulur. Özellikle kenarlarda genişleme olur. Bu da bazen istenen bir şeydir, bazen değildir.
50mm (Doğal açı)
Hissettirdiği: Gerçekçilik, denge
50mm lensi ilk eline aldığında insanın dikkatini çeken şey “ne çok yakın ne çok geniş” olmasıdır. Tam ortada gibi durur. Bu yüzden çoğu kameraman ona “standart lens” der ama sahada karşılığı bundan biraz daha fazladır.
Ben 50mm’yi en çok düğünlerde ve portre çekimlerinde kullandım. Kalabalık bir ortamda birini izole etmek istediğinde, arka planı dağıtıp sadece konuya odaklanmak için iyi bir tercih olur. Mesafe çok kaçmazsan, yüz ifadelerini de bozmaz. Bu önemli bir şeydir; çünkü bazı geniş açı lenslerde insan yüzü hafif eğrilir, doğal durmaz.
Bir diğer tarafı da ışık performansı. Özellikle f/1.8 veya f/1.4 50mm lensler düşük ışıkta iş görür. Salon çekimlerinde, akşam saatlerinde veya loş ortamlarda ISO’yu çok yükseltmeden görüntü alabilirsin. Ama burada da dikkat etmek gerekiyor; diyaframı çok açtığında alan derinliği daralır, odak kaçırmak kolaylaşır.

50mm ile çalışırken mesafe konusu biraz alışkanlık ister. Geniş açı gibi “yaklaşayım çekeyim” mantığı yoktur. Bir adım geri, iki adım ileri sürekli hareket edersin. Başta zorlar ama bir süre sonra kadraj kurmayı daha kontrollü hale getirir.
En sevdiğim tarafı ise sahneyi olduğu gibi bırakmasıdır. Çok abartı bir perspektif vermez. Ne görüyorsan ona yakın bir görüntü alırsın. Bu yüzden özellikle hikaye anlatımı yapılan işlerde güvenli bir lens gibi durur.
Kısacası 50mm, gösterişli bir lens değil ama işini sessizce yapan bir araçtır. Ne zaman taksan seni çok zorlamaz, ama doğru kullanırsan çekimi de toparlar.
Diyalog sahneleri
Genel kullanım (her şeyden biraz)
Belgesel / röportaj
Hikayeyi “abartmadan” anlatmak
İnsan gözüne yakın perspektif
Ne çok dramatik ne çok sıkıştırılmış
İzleyici “orada duruyormuş” gibi hisseder
85mm Tele/portre
Hissettirdiği: Duygu, izolasyon
En dikkat çeken tarafı arka planı sıkıştırmasıdır. Mesafe arttıkça arka plan daha yakın ve yumuşak görünür. Bu da görüntüyü daha sinematik hale getirir. Özellikle açık diyaframda (f/1.8 – f/1.4) kullanıldığında konu neredeyse fondan kopar.


Ama 85mm kolay bir lens değildir. Dar açı olduğu için kadraj kaçırma şansı daha yüksektir. Küçük bir hareketi bile kaçırabilirsin. Bu yüzden sabit durmayı, doğru anı beklemeyi öğretir. Biraz sabır ister.
Işık konusu da önemli. Açık diyaframda çok iyi iş çıkarır ama netlik alanı dar olduğu için focus kaçırmak kolaydır. Özellikle hareketli sahnelerde dikkatli olmak gerekir. Bu yüzden bazı çekimlerde 85mm yerine 50mm’ye dönmek gerekebilir.
Benim için 85mm’nin olayı şudur: sahneyi basitleştirir. Gereksiz hiçbir şey bırakmaz. Sadece yüz, duygu ve an kalır. Bu yüzden özellikle duygusal sahnelerde, yakın planlarda ve hikaye anlatımında güçlü bir lens olur.
Kısacası 85mm, hızlı çalışan bir lens değil. Ama doğru anda kullanıldığında çekimin seviyesini bir anda yukarı çeker.
Portre çekimi
Duygusal sahneler
Arka planı eritmek (bokeh)
Karakteri ortamdan koparmak
Perspektif sıkışır (arka plan yaklaşır)
Yüzler daha estetik görünür
Arka plan flu dikkat tamamen karakterde


Bir yanıt yazın